Üçüncü Dalga Kahveci Olur da Bankacı Olmaz mı?

dijitalce

2000’lerin başında ilk defa Starbucks’tan kahve aldığımda sanki 3 yıldızlı bir restorandaydım, aynı zamanda inanılmaz sıcak ve bana özel kahve yapan biri tarafından ağırlanıyordum. Bu, sektörde 2. dalgayı yarattı ve temel olmayan bir ihtiyacın güzel bir deneyime dönüşmesinin de önemli bir göstergesi oldu. Peki ya 3. dalga? 3. dalga kahveciliğin en güzel tanımı yine Ekşisözlük’te: “kahveyi çekirdek olarak alıp kendi kavuran, farklı pişirme ve demleme yöntemleri deneyen yeni nesil gurme kahvecilere verilen isim.” Şimdi diyeceksiniz ki bankacılıkla kahveciliğin alakası ne? İkisinin de 3. dalga yaratmayı sağlayan özellikleri var: Teknoloji ve Deneyim!

Gelin bu konuyu, 3. dalga kahveci ve bankacı arasındaki benzerliklerden bahsederek anlatalım:

1) Teknoloji: Kahve yaparken teknoloji mi diyebilirsiniz. İşin uzmanları daha iyi bilir ama kahve çekirdeğinin ıslatılmasından, yapımı sırasında uygulanan anlık basınçlara ve kahvenin % 19-20’lere kadar çözülmesine kadar teknoloji bu işin içinde. Hatta teknoloji normal bir kahve hazırlayıcısının günlük hayatı ve okuduğu en önemli şeylerden biri. Bundan 10 yıl önce kahvecilerde teknoloji çok önemli olacak desem ne derdiniz? On yıl önce 2. dalga bankacılar, teknolojiyi kullanmayı önemli bir araç olarak görüyorlardı. 3. dalga bankacı ise bunu araç değil, işin zaten kendisi olarak görüyor ve müşterisine buna göre servisler üretiyor. Örneğin, 2. dalga bankacılar için biyometrik çözümlerle müşteri kabulü Ar-Ge gibidir ama 3. dalganın önemli örneklerinden AtomBank bunu servislerin olmaz olmazı olarak görüyor.

2) Sunum: Bir şeyi susadığında içmek ile keyif için içmek arasında büyük fark var. İlkinde temel ihtiyacınızı karşılarsınız, ikincisinde bir tecrübenin parçası olursunuz. 3. dalgaların en büyük farklarından biri bu. Kahvenizi içerken ortamın müziğinden fincanına, üretimi sırasında kokusunu almanızdan yanında sunulanlara kadar farklı bir tecrübe yaşarsınız. İşte sunumu farklı kılan şey budur. Peki 3. dalga banka nasıldır? Tasarımından, müşteri ilişkilerine ve yeni servis üretimine kadar kullanıcısıyla tasarlayan sistemlerdir. Kullanıcıyla iletişim kurabilen, öneriler değil sohbet edermişçesine servisler yaratabilen bankalardır. Bu konuda İngiltere’de Mondo’yu incelemeniz çok tavsiye ederim.

3) Seçim: Kahve çekirdeğinizi seçip istediğiniz sıcaklıkta ve tatta içme fırsatı yakalamak da 3. dalganın en önemli özelliklerinden biri. Bunun bankacılıkta karşılığı kendi uygulamanızı kendi ihtiyaç ve zevklerinize göre yaratmaktır. Bu, 2. dalgada kişiselleştirme olarak denenmiş ve çok karşılık almamış olsa da yine BBVA’in en atak yatırımlarından biri olan AtomBank’ta bir örneğini görüyoruz. Uygulama size çok şey sunabilir ama damak zevkinize ve o anki ihtiyacınıza göre seçim yapmak fark yaratır.

Ben 1990’ların sonunda bankacılığa başladığımda 1. dalga bankacılarla çalışma fırsatım oldu. Onların bankacılık bilgisi ve müşteriye o günün sınırlı imkanlarıyla sunmaya çalıştıkları inanılmazdı. Sonra yeni bir dalga geldi, belki kendimi de bu 2. dalgaya biraz koyabilirim. Onlar ise Amazon ve Google’ın döneminde, dijital bankalar ve teknolojiye çok yatırım yapmış olanlardı. Bugün ise 3. dalgadan bahsederken unutulmaması gereken en önemli şey, bankacılığın halen bir güven müessesesi olması. Bu “güven”i unutmayanlar içinden, tahtasını yeni dalganın üzerine atabilenlerin hayatta kalacağı yıllar bizi bekliyor; bu da kaçınılmaz.

 

There Are Third Wave Coffee Shops, Why Not Bankers?

When I got a coffee from Starbucks for the first time in early 2000’s, it was as though I was at a 3-star restaurant, and at the same time I was being hosted by someone who was extremely friendly, preparing coffee specially for me. This created the second wave in the sector, and became an important example of a non-essential need turning into a nice experience. So what about the third wave? The best definition of third wave coffee shops is again on ekşisözlük: “the name given to new generation gourmet coffee shops that roast their own coffee by purchasing it in the form of beans, and try different methods of pressing and brewing. Now you’ll say what does coffee making got to do with banking? They both have characteristics that create a third wave: Technology and Experience!

Let’s explain this subject by talking about the similarities between a third wave coffee shop and a banker:

1) Technology: You may say technology when making coffee? Experts know better but technology is involved in this business from heating the coffee beans, to instant pressure applied during the process, and achieving an extraction of 19-20%. In fact, technology is one of the most important subjects that a normal coffee maker reads in his/her daily life. What would you say if I said technology will be very important for coffee shops 10 years ago? 10 years ago bankers considered the use of technology as an important tool. Whereas third wave bankers regard technology as the business itself, not just a tool, and develop services for their customers accordingly. For example, customer authentication with biometric solutions is like R&D for second wave bankers, but AtomBank, one of the most important examples of the third wave, considers it as a must for its services.

2) Presentation: There is a big difference between drinking something when thirsty and drinking it for pleasure. In the first one, you satisfy a basic need, whereas in the second one you become a part of an experience. One of the most important differences of third waves is this. When drinking your coffee, you have a different experience from the music in the ambiance, to the cups, the smell of the coffee, and the pastries served on the side. That is what makes a difference in the presentation. So, how is a third wave bank? They are systems that design customer relations, and new service offerings together with their users. They are banks that can communicate with their users, and create services as if they are having a conversation, rather than making proposals. I strongly recommend you to study Mondo in England in this subject.

3) Selection: Selecting your coffee bean, and drinking your coffee in the temperature and flavor of your choice is one of the most important features of the third wave. The equivalent of this in banking is to create your own application according to your needs and preferences. Although this was tried out in the second wave as personalization, without achieving significant results, we see an example of it at AtomBank, one of BBVA’s most daring investments. An application may offer many things, but being able to make a selection according to your liking and need at a given moment creates a difference.

When I went into banking at the end of 1990’s, I had the opportunity to work with first wave bankers. Their knowledge of banking, and what they were trying to offer to the customer with limited means of the day were unbelievable. Then arrived the second wave, in which I can also include myself to a degree. Those were the ones who heavily invested in digital banks and technology during the period of Amazon and Google. Today, the most important thing not to forget when talking about the third wave is that banking is still an institution of trust. The years that those who can land their board on the new wave from among the ones who did not forget this “trust” will survive are waiting for us; and it is inevitable.

2010 yılında finans sektörü ve dijital dünyadaki gelişmelerle ilgili haberleri ve fikirlerini paylaşmak üzere dijitalce.com’u hayata geçiren Deniz Güven’in Finans sektöründe 10 yılı aşkın deneyimi bulunuyor. Deniz, Garanti Bankası’nda dijital kanalların yönetimi, tasarımı ve iş geliştirmesi, ayrıca dijital iletişim, pazarlama ve satış fonskiyonlarından sorumlu olan Şubesiz Bankacılık’ın Birim Müdürü olarak görevine devam ediyor.

DİJİTALCE KATEGORİLER