Müşterinin Olduğu Yere Giderek Kazanmak !

David Plouffe – The Art of the Possible from BRETTFX on Vimeo.

Geçtiğimiz Cuma günü David Plouffe, Turkcell Akademi’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. David Plouffe’i kısaca anlatmak gerekirse, kolej yıllarında politika okumak istemiş, ama iş hayatına girmek için hızlı davranması kariyerinin ilerki yıllarında okulunu ancak bitirebilmesine sebebiyet vermiş, kendi çok iyi ifade edebilen bir Amerikalı. Birçoğunda olduğu gibi kendini ifade etme şeklinde derin pazarlama teknikleri ve kişisel özelliklerin öne çıkışı David’te de var. 1990′lı yılların başında politikaya atılmış olan bu genç adam, 1996 yılına kadar birçok başarısızlık ile sonuçlanan seçim kampanyasının yönetiminde bulunmuş. 1996 -2004 yılları arasında kazanmayı öğrense de, kaybettiği birçok kampanyada geniş bir politik bakış açısı kazanmış. Obama ile tanışmaları ise 2004 yılında Illionis Senatörlük seçimi sırasındaki kampanya yönetimine dayanıyor.

 

david-plouffe-obama

Istanbul’daki konferansta çok genel bir bakış açısı ile anlatım yapmış olsa da, birkaç nokta özellikle ilgiyi hak etti;

1) Oy kullananlar nerede ise biz oradaydık : Bu, sadece bir seçim kampanyasının süslü bir sözü olmasının ötesinde, her markanın gerçekleştirmesi gereken en önemli konu. Bunu başarabilen çok az firma var, ama esas zor olan bunu bir hedef olarak hareket planının en önüne yerleştirebilmek. David’in bu konuda söylediği birkaç nokta çok dikkat çekici idi; ”30 milyon Latin Amerikalı’nın vakit geçirdiği heryerde biz de vakit geçirdik.  Onlara özel saha aktiviteleri yapmakla kalmadık, onların daha çok katılımcı olabilmeleri için özel web ve mobil uygulamaları yaptık. Yaşlıların daha rahat okuyabilmeleri için, tüm mecralardaki font büyüklüklerimizi büyüttük. Hem gençlerin olduğu heryerde olduk, hem de onların en iyi bilgiyi elde edebilecekleri bilgi akışını yarattık. 15 milyon e-mail kullanıcısı ile anında yazışacak bir dünya yarattık, 3 milyon online bağışçıya ulaştık. Gençlerin Barack Obama’nın stratejilerini sokakta arkadaşlarından veya yanlış kaynaklardan duyması yerine onların katılımını sağlayacak bir dünya yarattık, okumayı sevmeyen kitleler için günde 10larca adet video üretettik.” Tüm bunlar aslında değeri kendine oy verende arayan ve insanlara ortak bir paydada toplandıklarını hissetiren, özenle dizayn edilmiş bir kurgunun, sonucu etkilemedeki önemini anlatıyor.

DavidPloufe2) Rakibinin saldırı gücünü kendi gücün yapabilmek : Bu sözü duyduğumda ilk aklıma gelen kişi Garanti Bankası’nın efsanevi Genel Müdürü Akın Öngör oluyor. Akın Bey özellikle 90ları 2binli yıllara bağlayan dönemde, bu stratejiyi Türkiye’de çok iyi başarmış ve bunu aslında hayatın farklı bir noktasından iş dünyasına aktarmıştır. Akın Bey,  insanların kendisine saldıran kişinin enerjisinin önünde durmak yerine, o enerjiyi kendi enerjisi ile birleştirerek istediği yöne yönlendirmesınin, özellikle rekabet ortamlarında -aynı Aikido sporunda olduğu gibi- büyük başarı kazandırdığını söylerdi. Aynı durum sanırım Amerika ’08 seçimlerinde Palin’in günlük saldırıları için de geçerliydi. McCain’in yaptığı her açıklama sonrasındaki her saniyenin önemi sistematik olarak o kadar iyi hesaplanmış ki, cevabın video veya yazılı olarak hazırlanarak her türlü mecrada dağıtılması 1-2 saat içerisinde yapılabilmiş. Bu hızın oy kullananların algısı üzerindeki önemi tartışılmaz.  Tüm argümanları, herhangi bir oy verenin aklında 1 gün dahi düşünmeye bırakmadan cevaplıyor olmak, hem Obama için olası tüm olumsuz düşünceleri bertaraf etmiş hem de karşı tarafın basını kullanarak açtığı her savaşın kendileri aleyhine sonuçlanmasına sebebiyet vermiş. Burada kullanılan Obama’nın bizzat açıklamalar yaptığı videoların büyük bir faydası görülmüş.

aikido

3) Tek bir kişinin bile önemi : Tüm oy verenleri kampanyanın ve stratejinin bir parçası olduğuna inandırmak ve üretkenliklerini kullanabilmek belki de zaferin en önemli noktasıydı. Kulaktan kulağa o kadar iyi kullanılmış ki, kampanyayı destekleyen her kişi, kararsız olanları ikna etmek özel görevini kendileri üzerine almış.  Online üzerinden bilgi almak isteyen herkes için bir randevu sistemi oluşturulup, maddi bağış yapamayan destekçilerin direkt olarak kararsızlara stratejileri anlatması sağlanmış. Böylece gerçekten herkesin kendi içinde bir katma değeri olması ve bunun aslında gerçek itici gücü oluşturması sağlanmış.

barack-obama-analytics-640x461

Toplamda 639 milyon dolar bağış alan bu kampanya; sosyal ağlar üzerinde 5 milyon üye -ki bunların 3,2 milyonu facebook üyesi-, 14 milyon saat seyredilen özel çekim  video’ları, 1 milyar adet ve 10.000 farklı içerik ile yollanmış e-mail ve 3 milyon mobil uygulama kullanıcısı ile desteklendi. Tüm bunların oluşmasında, hem eski ile yeniyi, offline ile online’yı birleştiren bir strateji kurulmasının mimarı olan David Plouffe’ın hem de bunu vizyon olarak stratejisinin en önüne yerleştiren Barack Obama’nın tebrik edilmesi gerekir. 

Günümüzde, tüm markaların kendisine bir ders çıkarabileceği bu vaka çok iyi incelenmeli. Umarım önümüzdeki dönemde bütünleşik Dijitalin önemi çok daha iyi anlaşılır. Markaların kendi gönüllü destekçilerini yaratabilmeleri için Dijital’in bir köprü olması, yakın geleceğin en önemli trend’lerinden biri olacak.